GANİ EFE

 

 
 

 
26 Mayıs 1990 tarihinde Yedikule’de doğdum.
Annem, babam, ben birlikte yaşıyoruz. Bir de ablam var ancak evlendi gitti. Annem ev hanımı, babam özel sektörde, boru sanayiinde çalışıyordu, emekli oldu.
Futbola 9-10 yaşlarımda Fenerbahçe Futbol Okulu’nda başladım. İki sene okulda, bir sene de alt yapıda olmak üzere üç yıl oynadım.  Okul Esenyurt’taydı. Yol problemi nedeniyle bırakmak zorunda kaldım.
2004 yılında 4-5 arkadaş Eyüpspor’un seçmelerine gittik. Kondüsyonumun, birlikte gittiğim diğer arkadaşlardan düşük olmasına rağmen beni ayırdılar. Eyüpspor’un alt takımı olan, süper amatör kümedeki Beyoğlu Yeniçarşı’ya verdiler. 1 yıl B gençte, 2 yıl da A gençte olmak üzere 3 sezon oynadım orada. 16-17 yaşlarımda A takımın maçlarına sonradan girdiğim de çok olmuştur. Çok itibarlı bir kulüptü. Tüm hizmetleri dört dörtlüktü.
İdmanlar Sütlüce’de geç saatlerde oluyordu. Akşam 22’de başlar, gece yarısına kadar sürerdi. Dönüş için vasıta bulamaz ve Topkapı surlardan eve kadar yürümek zorunda kalırdım. Ben seni sokakta bulmadım, bundan sonra geç saatlerde surlardan yürüyerek gelmene izin vermiyorum, takımdan ayrılacaksın, dedi babam. O takımı da bırakmak zorunda kaldım bu nedenle.
Bir sezon boş geçti. 2008’de beden eğitimi öğretmenimiz Hasan Gedikoğlu beni çok beğendi ve okul takımına seçti.
Davutpaşa’ya gelmemde arkadaşım Mehmet Halıcı’nın çok yardımları oldu. Beyoğlu Yeniçarşı yönetimini ikna etmek için hep birlikte ter dökmüştük. Zor almıştık lisansımı. Federasyona ödenecek paranın yarısını Hasan hoca, kalanı da arkadaşlar ve ben tamamlayarak başladım Davutpaşa’ya.
İlkokulu Yedikule’de okudum. Liseyi de Yedikule Lisesi’nde. Haylaz bir öğrenciydim. Ancak liseye kadar teşekkür ve takdir aldığım da oldu. Altıncı sınıftayken, okula sigara getirdiğimi öne sürmüşlerdi. Bu bir iftiraydı. Bir hocam tarafından dövülmüştüm bu nedenle. Ben de bir şekilde intikam almıştım. 13-14 yaşlarında bir çocuk nasıl intikam alabilirse… Türkçeden aldığım tek zayıf not nedeniyle, kurul beni sınıfta bırakmıştı.
Lisede üçer dörder zayıf geliyordu karneme. Daha fazla ders çalışmam gerekiyordu. Futboldan da vazgeçemiyordum.
2008 yılında Davutpaşa’ya geldikten sonra hayatımı şekillendiren mükemmel arkadaşlıklarım oldu. Antrenörümüz Hasan Gedikoğlu’ydu. Kalede Altan, sağ bek Serhat, sol bek Özcan abi, ortada Yunus Emre, yanında Cengiz, sol bekte İbrahim Özdemir, forvette Mehmet ile Emre, sağ açıkta Burak vardı.
İlk dönemler onbire giremiyordum. 5 hafta sonra tek tük alınmaya başladım. Hatta çantamı toplayıp gitmek istemiş, kapıdan döndürmüşlerdi beni.
Sonunda Sefaköy maçında ilk on bir şansı buldum. Kademe hatasından 1-0 yenilmemize rağmen çok iyi oynamıştık maçta. O maçtan sonra da hep kadrodaydım. Benim dönüm maçımdı diyebilirim. Sakatlığım haricinde beni kadrodan kesen olmadı. Sadece sağ arka adale yırtılmasından dolayı 8 hafta oynayamamıştım.
Hasan hoca bıraktıktan sonra, Mustafa hoca ile Necati Savuran’ın oğlu Kerem Savuran çalıştırdı bizi. Saygıdeğer insanlardı, ancak huzursuzdum onların döneminde. Hasan hocanın döneminde ilk sıralarda iken ikinci dönemde yediğimiz küfür ve hakaretlerden ciddi bir düşüşe geçmiştik. İbrahim hocamız geldiğinde, inanılmaz bir kenetlenme oldu arkadaşlar arasında.
Kulüp başkanı Engin Verel’miş. Ama dört yıldır hiç görmedim kendisini. Umarım ve dilerim ki, kulüpte top oynadığım süre içerisinde, Davutpaşa’nın hak ettiği bir başkan gelir. Bu camiada, maddi, manevi, kulübü eski ruhuna kavuşturacak çok saygın abilerimiz var çünkü.
Israrla, hala bu kulüpte olmamızın nedeni, dostluklar, arkadaşlıklar ve İbrahim hocamızdır. İddia ediyorum ki, İbrahim hocamız bu kulüpte olmasaydı şu an Davutpaşa’da en az 10 futbolcu olmazdı. Bizlere yaklaşımı, bir baba, bir abi şefkatinde oldu hep. Genç, hırslı bir takım yarattı. Davut abimiz de, bu seneki gücümüz ve isteğimizin çevrede bayağı yankı yarattığını söylüyor.
Fiziğim pek göstermese de, sert oynayan bir oyuncuyum. Biraz da agresifim sahada. Topa hırçınlığım ve etrafa tepkilerim Emre Belözoğlu gibi. Ama ırkçılık yapmış olmasını asla yakıştıramadım ona. Cezasının mutlaka verilmesi gerektiğini düşünüyorum. Bana laf atılmadığı sürece sadece topa odaklıdır sert oyunum. Maalesef, yanlış olduğunu bilmeme rağmen, terbiyesizlik boyutundaki hakaretler karşısında, karşımdakine de yansıtırım.
Kafa topları hakimiyeti en büyük eksikliğim. Her iki ayağımı da iyi kullanabildiğimi düşünüyorum. Takımın, Furkan ve Osman’dan sonra en hızlı oyuncusu olduğum yapılan testlerde belirlenmişti. Geçen sene düşüklüğüm vardı. Bu sene kondisyon çalışmalarına daha fazla ağırlık verdim ve hızlandım. Bu sene, geçen seneye nazaran çok daha iyi durumdayım.  Gol şansı olan bir oyuncuyum. Geçen sene son 9 maçta orta saha oynadım ve 4 gol attım. Osman’a ve Serhat’a çok gol attırmışımdır.
Eğlenceli, güler yüzlü biri olarak tanınırım. Özel zamanlarımı arkadaşım Altan ile geçiriyorum. İleride ne yapacağımı belirlemek, rayına oturtmak istiyorum. Üniversite sınavlarına çalışmak için işten ayrıldım. İstediğim 4 yıllık, İstanbul içinde bir üniversiteye girmek. Babam İstanbul dışındaki yerlerde okumam için ısrar etse de, emekli maaşı ile okumak, onları zor duruma sokmak istemiyorum. 2 yıl dersaneye gitmiş olmama rağmen istediğim puanı bir türlü  tutturamadım. 320-330 larda kaldım hep. Dört yüzün üzerine çıkmak amacındayım. Çok haylaz, derslere ilgisiz bir öğrenci olmamın zorluklarını yaşıyorum şimdi. Futbol, dediler mi, dersimi bırakıp hemen koşardım çünkü.
Bu sene dershaneye gitmedim, evde çalıştım. Çok iyi geçtiği söylenemez. Ne olacak görücez.
Part taym Sirkeci Mc Donalds’da işe başladım bu arada. İdmanlarımı engellememek koşulu ile başladım çalışmaya.
Siyaset ile ilgilenmiyorum. Mustafa Kemal Atatürk düşüncesini savunuyorum sadece.
Spor olarak, çok alt sıralarda olduğumuzu düşünüyorum.
Futboldan başka yaptığım spor yok. Kondisyon amaçlı koşuyorum sadece. Okuyorum. Play station’dan vazgeçemiyorum.
Semtimi çok severim. Herkes birbirini tanır orada. Takım arkadaşlarımla da çok yakınım. Tinerciler, hapçılar çoğaldı, ancak bizi ilgilendirmeyen bir konu bu.
16-18 yaşımda, komşumuzun torna tesviye atölyesine yardıma giderdim. Parlatmak, bilemek işlerinde iyi bir seviyeye gelmiş olduğumu söylerlerdi. Ama devam ettiremedim.
Hala kendime bir meslek alanı seçmiş değilim.
İyi yemek yapabildiğimi düşünüyorum. Annem ne kadar da aksini söylese de.
Ortaokuldayken, okulun bahçe duvarlarının caddeye bakan kısmına, dışarıdan güzel görünmesi için resim çizmemiz istenmişti. Verdiler elimize boyaları ve içinizden gelen güzel bir şeyler çizin, demişti öğretmenimiz. Ben ejderha ve anka kuşu çizmiştim. Çok beğenilmişti.
Sinan Özen’i çok dinlerim, eşlik de ederim arada sırada. Yabancı müzik de dinlerim, hatta onlara da eşlik ederim.
Kızlarla ilişkilerim hep uzun sürmüştür. Kızlar tarafından sevildiğimi biliyorum artık. İş, güç sahibi olana ve gerçekten yuva kurmaya karar verene kadar, ciddi ilişkilerden uzak durma kararı aldım.
(Konuşmayı çözen ve metinleştiren Cemal Sarwan, Edirne.)