KORMAN AYDIN





 

 
 



Esekapı kedileri altmışlı yılların ilk yarısında Davutpaşa formasını ıslatmış olan Korman Aydın abilerini başarılı savunmacılığıyla olduğu kadar, yetkin  bankacılığıylada hatırlıyor.
 
Korman Aydın abimiz 21 Ağustos 1938 doğumlu. Kocamustafapaşalı. Fitnat anne ev hanımı, Ömer Fevzi baba ise polismiş. Münevver ve Mualla Aydın iki ablası Korman Aydın’ın.
 
Kocamustafapaşa İlkokulu’nda gördüğü ilköğrenim sonrası, Aydın babasının mesleği nedeniyle üç ayrı ortaokulda okumuş. Davutpaşa, Konya Ortaokulu ve Bakırköy Karma Ortaokulu’nda. Abla  enişte Konya’daymışlar orta iki günlerinde.
 
Aydın’ın lise yılları Deniz Harp Okulu’nda. Spora yatkınlığı bu yıllarda dikkati çekmiş, okulun voleybol takımında lisansiye olmuş. Ama ellilerin ikinci yarısında liseden ayrılmış genç sporcu. Askerliği seçmemiş.  
 
Ellilerin ikinci yarısında, Korman Aydın’ı  gayrıfedere Özyuvaspor’da görüyoruz. Yazlık maçların güçlü armadasında, semt takımları gözlüyor genç topçuyu. Bir gün semtten arkadaşı Ergüt, Aydın’ı elinden tutup Sayanora Kafe’ye götürüyor. Müfit Değer’in evinin bitişiğinde bir kafeymiş burası. Sahibi Selim Kesse’nin abisi Sabahattin Kesse. Çelikspor’unherşeyi İbrahim Bey ile buluşuyorlar orada. Bir avuç kabak çekirdeği ile bir çay ısmarlıyor Aydın’a ve Çelikspor’da oynamaya ikna ediyor.    
 
1959 yılı futbolda lisansını aldığı sene. İkinci amatör kümenin güçlü takımı, Silivrikapı’nınincisi Çelikspor’da. Bir yıl boyunca ter dökmüş burada. Başarılı savunması, ellili yıllarda Davutpaşa için didinmiş bir top emekçisinin, Sabri Bey’in takdirini kazanmış olmalı ki Korman Aydın kavuniçi kahverengi renklere transfer edilmiş 1960 senesinin yaz aylarında.
                  
Aydın o günlerde kulüp başkanının Karagümrük semtinde camcılık yapan ve camcı lakabıyla tanınan Rıza Bey olduğunu söylüyor. Davutpaşa’nın 1960-61 mevsiminde mahalli kümenin güçsüz bir takımı kimliği taşıdığını, son sırada yalnız başına çırpındığını belirtiyor. Sıfır yengiyle kapadığımız bir mevsim bu.
 
Hatırladığı takım arkadaşları kaleci Sefa ile Güven, santrfor Kaya, Rıdvan Şumlulu, PTT’li Enver, Korsan Celal, Hüsamettin, Selahattin, Sabri, Oktay Esen, Necati Civez. Çalıştırıcımız ise emektar Adil Özyedierler.
 
Aydın Davutpaşa’dasolbek,solhaf ve santrhaf oynamış. İki ayağını da kullanıyormuş ama 1.76 boyuna sıçrama yeteneğini de kattığı için özellikle havadan geçit vermezmiş. Savunmacı olmasına karşın sertliği ile değil tekniğiyle mücadele edermiş. Bu yönüyle de özel seyirciler edinmiş top yaşantısı boyunca.
                   
Sert ve çirkef oynamaktan kaçındığı halde bir kez sahadan atılmış. İlk geldiği mevsim oynadığı, Şeref Stadı’nda, yağmurlu bir havada yapılan, o senenin şampiyonu Yeşildirek maçlarından birinde. Penaltı atışının yapılacağı nokta bir gölcük halindeymiş. Takım kaptanı Selahattin Bakikuşağı genç oyuncuyu belinden tutup getirmiş su yığınının yanına. Aydın topa vurduğunda kaleci ters köşeye gitmiş ama suların etkisiyle meşin yuvarlak taç çizgisine doğru tıngırmıngır hareketlenmiş. Kaleci neşe içinde, Korman Aydın ile alay etmeye kalkınca, stoperimiz sinirlenmiş ve çakmış yumruğu. Bir ay ceza aldığını yazıyor Milliyet gazetesi.
 
1961-62 mevsimi de başarısız bir mevsim olmuş takımımız için. Sonunculukta karar kılmışız sene sonunda. Ama hiç değilse alınan üç yengi var. Mevsim sonunda Aydın’ı lacivert beyaz Kasımpaşa kulübünde buluyoruz. Ama oynatılmıyor, yedekte geçiyor bu mevsim.
 
Aydın 1963-4 mevsiminde yeniden aramıza dönüyor. Dokuzlu bir mahalli kümede başarısız geçen bir yıl daha. Neyse ki güçsüz Hasköy’ü altımıza alabilmişiz, üç de yengi elde edebilmişiz. Güçlü Adalet ile 3-3 berabere biten ilk maçta, henüz 19 yaşındaki dev kaleci Bediz Baysal ile birlikte forma giymişler.  Baysal, Güven ve Sefa’nın yokluğunda çıkmış sahaya. O mevsim bazı maçlarda sahte lisansla oynadığını da söylüyor gülümseyerek. O sene mahalli kümede,Selahattin Torkal gibi müthiş topçuların yer aldığını da.Epey renkli bir seneydi, diyor.
                           
Aydın’ın askerlik günleri 1963 Kasım ayında başlıyor. İki takım arkadaşı ile birlikte gidiyor vatani hizmete. Babür Bentürk ve İlker Berkofçalı bu kankalar. Manisa, Batıkışla acemi birliği. Usta birliği ise Çorlu, 176. Piyade Alayı. Terhis 1965.
 
Bentürk, Aydın ve Berkofçalı yeniden dönüyorlar kürkçü dükkanına. Antrenör Turan Pekergöz. Lisanslar yenileniyor. Ayaklarının tozuyla Taksim maçı 4-0 kazanılıyor. Gol başına vaat edilen 25 lira prim, yönetimi pişman etmiş olmalı! Oyuncu başına 100 lira ödeniyor çünkü.
 
1965-66 mevsimindeki Galata maçı, Korman Aydın’ı futboldan soğutuyor, bırakmasına neden oluyor. 3-0 öne geçtiğimiz maçta Aydın 40 derece ateşli. Pekergöz’ün yoğun isteğiyle forma giyiyor. Solbekte bu kez. Ama karşısında oynayan Aleko’nun ve seyircinin feci küfürleriyle delirecek kıvama geliyor. Başta Ayı Tevfik olmak üzere Galatalıların feci kırıcı oyunu, hakemlerin seyirci ve oyuncu çirkefliklerinden korkması maçın 3-4 aleyhimize bitmesine neden oluyor. Oyuncularımız karşılaşma bitiminde hemen Şeref Stadı soyunma odalarına kaçışıyor. Ama bizi tekme tokat yenmelerine karşın seyircilerin azgınlığı yatışmıyor. Soyunma odamızın camları taşlanıyor. Neyse ki Galata başkanı Yılmaz Bey araya giriyor da bizimkiler canlarını güç bela kurtarıyor.
 
Korman Aydın 1966 senesi, İş Bankası, Beyoğlu şubesi kambiyo bölümünde başlıyor iş hayatına. Davutpaşa serüveni bitiyor böylece. Ama Özyuva’da yazlık ve gazozuna maçlarda boy göstermeye devam ediyor.
 
Yıllar içinde kambiyo şefi oluyor. 1980 senesine kadar Beyoğlu’nda. Bu arada bir gün Galatalı Aleko’yu Yeni Melek Sineması önünde görüyor ve sağlam bir kovalamaca yaşanıyor ikili arasında. Ama bu kez roller değişmiş durumda. Atın intikamı hikayesi.
 
1980-82 arasında  Rize’de görüyoruz Aydın’ı. Dış işleri müdürlüğünde. 1982-85 Şişli, 1985-87 Gayrettepe müdür yardımcılığı, 1987-88 Sirkeci müdür yardımcılığı, 1988-89 Merter derken noktalanıyor bankacılık yaşantısı.
 
1990-2007 arasındaki seneler ise Onur Air Havayolları’nda finansman şefi konumunda yaşanıyor. 2006 senesi biraz tatsız. Baş dönmesi hayatını karartıyor  çünkü. Yapılan tahliller sonucunda aort damarında bir bükülmeye rastlanıyor. Bir stand takılıyor.  
 
2007 senesini tam emeklilik başlangıcı diye nitelendiriyor Aydın.
             
Dünya evine girmesi 1966 yılında. Eda Gülçin hanım ile. Ömer Fevzi (1967) ve Hande (1972) iki ürünü bu birlikteliğin.
 
Korman Aydın evliliğini yazgı diye tanımlıyor. Eda Gülçin hanım takım arkadaşı Babür Bentürk’ünkızkardeşi. Tanışmaları bu tanımlamayı haklı çıkaracak cinsten. 1966 yılı olmalı, bir bayram günü Babür ile Korman ikilisi pasaja bira içmeye gidiyor. Çıkışta Bentürk, Erenköy’deki evlerine davet ediyor arkadaşını. Aydın, Bir asker arkadaşımı görmek istiyorum, önce oraya uğrayalım, diyor. Birlikte Kızıltoprak’ın yolunu tutuyorlar. Ama arkadaş evde değil, anneannesi karşılıyor onları. Tesadüf bu ya, oğlanın ailesi ile Babür Bentürk’ün ailesi yakın dost çıkıyorlar. Laf lafı açıyor, anneanne, Korman Aydın’a dönüp, Oğlum sana Babür’ün kızkardeşiEda Gülçin’i alalım, hem çok güzel, hem de çok namuslu bir kız, diyor. Sonra Bentürk’ün evinde iki genç tanışıyor. Gerisi malum, 47 yıllık bir mutlu bir hikaye.
 
Korman Aydın Hürriyet ve Sözcü gazetelerini okuyor, televizyon kanalları ve izlenceler konusunda pek ayrım yapmıyor. Müzikle arası iyi, Türk Sanat Müziği vazgeçilmezi. Sinema salonlarına 1980 yılından beri girmiyor, beyazcamdan izliyor filmleri. Ama eski yazlık sinemaların lezzeti hala damağında.
                      
En sevdiği uğraşı balık tutmak, Boğaz’da tekneyle  sık sık balık avına çıkıyor. Ailenin yazlığı Saros’ta. Yüzmeyle arası çok iyi. Ama araba kullanmıyor nedense.
 
İçkiyle arası çok iyiymiş, ama şimdilerde bırakmaya çabalıyor, haftada bir içmeye çalışıyor. Cigarayı bırakalı tam 12 yıl olmuş. Siyasi görüşleri ise sosyal demokrasi çizgisinde. Kendisini anadan doğma CHP’li olarak tanımlıyor. Ama dinine bağlı biri olduğunu da belirtiyor.Eşi de, kendisi de beş vakit namazındaymış.
 
Futbolcu olarak Naci Erdem’i çok beğeniyor, Can Bartu, LefterKüçükandonyadis, Metin Oktay, Suat Mamat ve Kadri Aytaç da bir çırpıda saydığı adlar.
 
Kişisel özellikleri sorulduğunda, ‘’kendi halinde biriyim, çevreyle pek ilgim yok’’ diyor. Ama eskiden çok etkin ve toplumsal bağları kuvvetli biri olduğunun da altını çiziyor. Hem futbol, hem de Türk Sanat Müziği faaliyetlerini buna örnek gösteriyor. Kocamustafapaşa Musiki Cemiyetiyaşantısında büyük yer tutmuş gençlik yıllarında. Hocası ve yöneticisi Mustafa Rona’yı saygıyla anıyor.
                  
Eda Gülçin hanım onu, ‘’çok kararlı, kafasına koyduğu bir şeyi mutlaka yerine getiren, namuslu ve dürüst biri’’ diye anlatıyor. ‘’Haram yedirmedi asla, yerine göre tatlı, yerine göre serttir’’.
 
Korman Aydın çevreye çok saygılı, hayvanları da çok seviyor. 16 yıl bakmış olduğu erkek kedisi Ponpon hala yüreğinin bir yerinde.
 
Bugünün Türkiye’sine bakışı karamsar. Saadet zincirine benzetiyor ülkemizi. Bütün imkanlar peşkeş çekiliyor, herşey satılıyor, diyor. Hazıra dağ dayanmaz oysa. Bütün yaşananları Menderes dönemine benzetiyorum, diye ekliyor.
 
Davutpaşa ailesi üyelerinden en çok Babür Bentürk, Oktay Esen,  Kaya Kürklü ve Bediz Baysal ile yakın. Müfit Değer için ise, Büyük atılımlar başardık onunla, çağ atlattı kulübe, diyor.